E-YARAT

Geri git   E-YARAT > SERBEST PAYLAŞIM > KENDİ İŞLERİNİZ

KENDİ İŞLERİNİZ Kendi yaptığınız herşey

Cevapla
 
LinkBack Secenekler Stil
Alt 06-02-2008, 01:33 AM   #1 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Post DELİ SAÇMASI(delireyazan)

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



1.BÖLÜM

DELİREYAZMAK


Yazdım… belki kaçmak için, belki yalnızlıktan, belki delirmeye başladığımı düşündüğümden, belki de hiçbir yazma sebebim olmadığı için yazdım. Neydi beni yazmaya iten bilmiyorum; ama sürekli yazdım…

“kinyas*”vari bir amaç gütmüyordum yazmak için. Zihnimi öldürmeye hiç niyetim yoktu; çünkü düşünmeyi ve düşlemeyi seviyordum. Amacım sadece zihnimin fazlalıklarını boşaltmak, deyim yerindeyse kağıda kusmaktı. Beynim gövdeme ağır gelmeye başlamıştı ve düşünsel uçuşlarımda yola devam etmek için safraları bırakmam gerekiyordu. Bu safraları atmam için bir perde arasına ihtiyacım vardı. Ömrümün toplama bölümünü bitirmiş, artık fazlalıkları çıkarma bölümüne gelmiştim. Bünyem, hayatı eski sinemacıların tabiriyle “otuz altı kısım film”** olarak görmeye başlamıştı; anlayacağınız hayattan sıkılmıştım. İçimdekileri eğer boşaltmazsam öleceğimi hissediyordum, yani ‘öleyazıyordum’. Daha doğrusu ölmemek için yazıyordum.

Büyümenin büyüsünün hiçbir şey olmadığını anlamak için yirmi yıl geçmesi gerektiğini anlamıştım. Ve anladığıma göre dünyadaki yerim bir “HİÇ!”ten ibaretti. Geçen 20 yılda beynimin sadece veri tabanını oluşturmuş ve işletim sistemini kurmuştum. Aklım saçma sapan milyarlarca veriyle doluydu; ama ele avuca gelir herhangi bir şey bulamıyordum. Hani yeni bir bilgisayar satın aldığınızda sistemin çalışması için her şey yüklüdür; ama içinde eğlenecek hiçbir şey yoktur. Kendimi o yeni alınmış bilgisayarlar gibi hissediyordum. İçimde bu güne kadar işe yarar bir *** elde edememekten doğan bir serzeniş mevcut ve halihazırda kime serzeneceğimi bilmemenin beynimdeki ağırlığı içimi kaplamış durumda.peki bu bünyenin böyle olmasında tek suçlu ben miyim?? Bilmiyorum. Aslında suçlunun kim olduğunu bulma amacıyla yazıyorum…

• Kinyas: hakan günday’ ın “kinyas ve kayra” kitabındaki karakterler yazarak zihinsel ölümü gerçekleştirmeye çalışırlar. Onlar için zihinsel ölümün tek yolu budur…
• Otuz altı kısım film: eski sinema filmleri 24 kısımdan oluşurdu ve ortalama süreleri 2 saatti. ama bazı istisna filmler daha uzun olur ve insanları genellikle sıkardı. işte bu filmler diğer 24 kısım filmlerin yarısı kadar daha uzun olur ve ortalama süreleri 3 - 3,5 saat olurdu. bu filmlere örnekler: Cleopatra, the ten commandments(on emir),ben-hur,…

KiNYaS AtLaS
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Bu kullanıcı(lar) teşekkürler dennisthemenace diyor faydalı paylaşımdan ötürü:
Damla (06-02-2008)
Alt 06-02-2008, 01:48 AM   #2 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



2. BÖLÜM

YANLIŞ PROGRAMLANMA TEORİSİ




Matematiksel uzayda “Mobius Şeridi” diye bir olay vardır. Kısaca mobius şeridi dikdörtgen şeklinde bir şeridin bir ucunun 180 derece kıvrılarak diğer ucuyla birleşmesiyle oluşur.
Şerit üzerindeki kıvrım yüzünden üstten bakıldığında her şey aynı düzlem üzerinde görünmesine rağmen aslında bu tamamen perspektifin bize oynadığı bir oyundur.





Mobius şeridi

Oyun demişken, 80’li yılların sonlarında doğanların yakından bildiği street fighter isimli bir oyun vardır. Hatta 1994 yılında Jean-Claude van Damme’nin başrolünde oynadığı bir filmi de çekilmiştir.

Oyun çok tutunca bir ikinci versiyonu çıkarmaya karar verilir; fakat çalışmalar büyük bir hatayla son bulur. Oyundaki karakterlerden“Ken, Ryu, Sagat ve Guile” nin rakiplerine attığı kar ve ateş topuna benzer şeyler, rakipleri bu topların üzerinden atladıkları zaman normalde sağ taraftan çıkıp yok olması gerekirken; sağ taraftan çıktıktan sonra tekrar sol taraftan giriş yapıyor, bu kez daha yüksekten geçiyor ve rakibin üzerinden geçip rakibe etki etmiyordu.

[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]


Bu olay, tamamen oyunun programlanmasında mobius şeridinin denenmesiyle ortaya çıkmış bir sonuçtur. Olay basitçe şundan ibarettir: iki küçük düzlemi kapsayan büyük bir düzlem düşünün. Bu iki küçük düzlem arasındaki cisim geçişi, büyük düzlem üzerindeymiş gibi görülür ve top boyut değiştirse de düzlemin göze uzaklığı değişmediği için göz aldanması ortaya çıkar.

Cap-Com firması oyunun bu versiyonunu yine de piyasaya alpha edition
diyerek piyasaya sürer; çünkü harcanan paralar başka türlü telafi edilemez. Oyun bu olaydan sonra umulmadık bir şekilde patlama yapar.

Tanrı’yı bir programcı, yarattıklarını da program olarak görürsek , Tanrı elbette ki ne kadar iyi bir programcı olursa olsun yukarıda bahsettiğim tarzda bir hata yapmıştır. Her ne olursa olsun kendinden üstün bir varlık olmadığı ve insanları yaratırken kendi ruhundan verdiği için bu hataları göz ardı etmiş ve dünyaya sürmüştür ürünlerini.

Dünya tarihinde Hitler, George Bush, Mussolini, … vb. birçok isim bu büyük hatalı programlara örnektir. Tabi her insanda hatanın boyutu bu örneklerdeki gibi büyük olmaz.

İşte ben de bu ufak çaplı programlama hatalarından birinin ürünüyüm. Mutluluk düzleminden, acı düzlemine geçsem de insanlar beni hala mutlu görüyorlar ve ben bu oyundan artık sıkıldım. Benim de mutluluğa engel acılarım vardı ve aynı acılara sahip olanlar bile anlamıyordu beni. Artık çok sıkıldım…Artık çok…Artık…Art…A…Error!.. Error!.. Error!..


GAME OVER



KiNYaS AtLaS
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Bu kullanıcı(lar) teşekkürler dennisthemenace diyor faydalı paylaşımdan ötürü:
mfkont (06-03-2008)
Alt 06-02-2008, 01:55 AM   #3 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



3. BÖLÜM

İKİZLER TEORİSİ


“İnsan ikiz yaşamlara mahkumdur…”


Yaradılıştan bu yana tek olan hiçbir şeyle yetinmez insan. Hep bir ikincisini arar. Tek olan bir insan sevgilisinin, tek evi olan biri ikincisinin, tek hayali olan biri ikinci hayalin hayalini kurar durur. Bu liste istenildiği kadar uzatılabilir; çünkü bütün insanlar böyle düşünürler. İnsanlık tarihini göz önüne alırsak ve bu güne kadar toplam kaç insanın yaşadığını düşünürsek oluşturulacak bu liste kapı önlerinde satılan 20 ciltlik ansiklopedi setlerini devede tüy bırakır.

Tek bir şeyle yetinmemek konusunda insanı suçlamamak gerekir; çünkü ikiz bir yaşam Tanrı’nın dayatmasıyla genetik kodlarımıza kadar işlemiştir. Hatta biraz daha ileri giderek “insan vücudu tamamen ikizlik üzerine kurulmuştur.” diyebiliriz. Gözler, kulaklar, ayaklar… Bunlar hep çoğul kullanılması gereken kelimelerdir. Eğer bu ikililerden birini göz ardı edersek diğerinin de görevi aksar. Sağ göz ile sol gözün gördüğü imajlar tamamen farklıdır. Beyine iletilen iki imajın ortalamasıdır. Şimdi akla daha başka bir soru geliyor: “Peki ikizi olmayan organlar ne olacak?”.

İkizi olmayan organlar da aralarında değişik bir bağ kurarak ikizmiş gibi davranırlar. Ağız ve burun bunun en basit örneğidir. İnsan burnu tıkalı olduğu zaman tat alamaz. Zihni biraz daha zorlarsak kalp ve cinsellik organını da örnek veriyorken buluruz kendimizi. İnsan hoşlandığı bir insan üzerine cinsel duygular besler veya cinsel duygular beslediği bir insandan hoşlanır. Şimdi de akla başka bir can alıcı soru gelir: “Tanrı neden her şeyi ikiz mantığıyla yaratmıştır?”.

Çünkü Tanrı “tek”tir, tekildir. Gerçek anlamda bir benzeri bulunmadığı gibi ona eşlik edecek herhangi bir varlık da(popüler deyimle ruh ikizi de) yoktur.

Tanrı insanları yaratırken kendi ruhundan bir parça vermiştir. Bundan dolayı da “İnsanlar Tanrı’nın bazı özelliklerine sahiptir.”. Tabi bu önermenin geçerli olabilmesi için tersinin de doğruluğu esastır. “Tanrı tüm insanların özelliklerine sahiptir.”. İnsan hep elinde olmayanın, ulaşamadığının hayalini kurar. Son önermeyi dikkate alırsak Tanrı da bunu yapar. Bundan dolayı her şeyin, yarattığı her şeyin bir ikizinin(eşinin) olduğunu düşünür. Tanrının bir olayı düşünmesi o olayın olmasına yetecektir. Sonuçta “o” Tanrı’dır ve “ol!” dediği her şey olur. İşte bu nedenlerden dolayı Dünya üzerindeki bütün varlıklar ikiziyle yaratılmıştır. İkiz örnekleri Adem ile Havva’dan başlar ve mitokondrinin çekirdek sayısına kadar uzanır… İşte bu hayal gücünün gücüdür… Sonuç olarak sevdiğim bir yazarın ifadesiyle : “Tanrı bir gün sıkıntıdan patladı, buna da Big Bang dediler!..”.


KiNYaS AtLaS
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Bu kullanıcı(lar) teşekkürler dennisthemenace diyor faydalı paylaşımdan ötürü:
caglar (06-02-2008)
Alt 06-03-2008, 06:34 AM   #4 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Exclamation

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



4. BÖLÜM

ADEM İLE HAVVA TEORİSİ

“Adem’in o meşhur elmayı yemesiyle, aslında insanlık da ayvayı yedi…”


Dünya üzerinde en şanssız çocuklardır herhalde akraba evliliklerinin ürünü olanlar… Hiçbir suçları olmadığı halde ebeveynlerinin günahlarını çekmekle yükümlüdürler çünkü. Kiminin aklına hükmetmiştir bu günah tohumu, kiminin de bedenine. Kimi şanslı çocuklarsa hiçbir bedensel veya zihinsel kusuru olmamak kusurmuş gibi yine aynı günahla katmerler ailelerinin günahını(veya günahını katmerlemeye zorlanırlar). Sonuç olarak günahlar birikir, birikir ve kendi çocuklarında, torunlarında veya hiç tanımayacakları ileri kuşak torunlarında günahın meyvesi sakatlık olarak patlak verir.

Şimdi kendimizi bu konuda biraz düşünmeye zorlayalım. Aklımıza Adem ve Havva’yı getirelim. Yine bir günahla Dünya’ ya atılan Ademle Havva’yı… Aralarında herhangi bir bağ yoktu normalde. Belki de birbirlerine mecbur kaldıkları için aralarında aşk varmış gibi göründü; ama bence aralarındaki mantıksal bir beraberlikten öte değildi. Sadece birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. İşte bu ihtiyaçlardan birinin( hatta birçoğunun) sonucu olarak çocukları oldu. Asıl sakatlık burada patlak verdi işte…

İnsanlığın varlığı için çoğalmak gerekiyordu; ama kardeşlerden başka çoğalacak kimse yoktu. Sonuç olarak iki kardeş çoğaldı. Bunu başka iki kardeş izledi. Sonra bu ürünler karşılıklı olarak çoğaldılar… Ve bu olay ilk insanlardan günümüze kadar geldi.

Hikayelerde anlatılan doğan çocukların herhangi bedensel bir kusuru olmadığıdır; ama zihinsel kusurlardan hiç bahsedilmez bu hikayelerde. Bir düşünün Dünya’da her şey bu kadar kötüye gitmeye başlamışken, acaba bu ilk akraba ilişkisinin hiç mi etkisi olmamıştır bu kötü gidişat üzerine?..

Sonuçta tüm insanlık akraba evliliği ürünüdür ve zihinsel sakatlık oranı bedensele oranla azımsanmayacak kadar çoktur. Belki de insanların birbirinden bu kadar korkması, birbirini anlamaya çalışmaması, birbirinden bu kadar çekinmesi çekinik genlerimizin bir sonucudur kim bilir?... Belki de Kabil su katılmamış bir akıl hastası olarak dünyaya gelmiştir. Yoksa hangi insan kardeşini acımasızca öldürür? Kardeşini öldürmek tamamen akli dengesi yerinde olmayan bir kişiliğe mahsustur ve bu Kabil gerçeği hiç anlatılmaz insanlığa. Hep Kabil suçlu görülür bu hikayede. Oysa asıl suçlu onların dünyaya gelmesini sağlayan ilk birlikteliğin kahramanlarıdır.

Ama Tanrı istememiştir bu tarz beraberlikleri ve bu isteksizliğini de her fırsatta afetlerle, kıyımlarla dile getirmiştir. Çünkü akli yönden zayıf bir toplum Tanrı’sını tanımaz ve bu Tanrı’nın en sevmediği suçtur. Kaba kuvvetin hiçbir işe yaramadığını uzun bir süreçten sonra anlayan Tanrı her fırsatta günahı insanlığa hatırlatmaya karar verir ve Adem isimli günahkarla başlayan günah silsilesinin erkeklerin boğazında yutamadıkları bir yumru olarak kalmasını ister. İşte bu yumruya da “Adem elması” denir…

KiNYaS AtLaS
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 06-03-2008, 06:41 AM   #5 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Exclamation

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



5. BÖLÜM

BABİL TEORİSİ

“Onların sözlerini karıştırdık, birbirlerini anlamasınlar diye…”


İletişim, her ne kadar eksik de olsa dille sağlanması mümkündür. Kimi zaman vücut dili tamamlar bu eksikliği; ama istisnalar yine kaideyi bozmaz ve eksiklik baki kalır.

Taş devri insanlarının hep dili kullanmadığı, işaretlerle ve değişik seslerle anlaştığı anlatılır; fakat bence bu da dünya tarihinde anlatılan diğer hikayeler gibi çelişkilerle doludur.

Belki tekrar olacak ama Adem’le Havva yine buna örnektir. Birbiriyle bu kadar iyi anlaşan bir çift nasıl olur da sade işaretlerle anlaşabilir? Hatta din kitaplarına göre Adem’e bir kitabı dolduracak kadar olmasa da tanrısal bilgiler inmiştir. Durum böyleyse indirilen bilgiler hangi dildedir? Ve asıl önemli soru Adem ve Havva’yı ilk insan, taş devrini de onlardan daha sonraki dönemlerde kabul edersek nasıl olmuştur da iletişim gerilemeye başlamıştır?..

Rivayet şudur ki eski dönemlerde insanlar aynı dili konuşurlar ve mükemmel bir şekilde anlaşırlarmış. Fakat kibirleri her şeylerinin önüne geçermiş. Hatta öyle ki kibirlerinden kendilerini Tanrı’dan üstün görmeye ve onu tanımamaya başlamışlar ve büyüklüklerini Tanrı dahil herkese göstermek için Babil’de göğe kadar yükselen bir kule inşa etmeye başlamışlar. İş bölümü kurulmuş ve bu sayede kısa bir sürede kulenin altı katını yapmışlar. Tam yedinci kata başlayacakları sırada Tanrı bu olaya “dur” demek istemiş ve tanrısal bir mantıkla yine işin üstesinden gelmiş. Kuleyi yapmaya çalışan kim varsa hepsine farklı bir dil vermiş ve aralarındaki anlaşmayı sona erdirmiş. İşte bu tarihten itibaren dünyada bu kadar farklı dil konuşulmaya ve anlaşmazlıklar çıkmaya başlamış…

Bir de bugünleri göz önüne alalım. İnsanlar hiçbir ders almadan kibirlerini yine sürdürmekte. Her ülkede adeta Tanrı’ya meydan okurcasına binalar yükselmekte. Hatta insanlık Babil döneminden daha da kötü bir durumda. En azından o dönemde herkes topluluğun üstünlüğünü düşünerek ortak hareket ediyordu. Şimdi ise toplumun her ferdi sanki tek başına bir toplummuşçasına hareket etmeye başladı. İnsanlar kendinden başka hiçbir şeyi düşünemez oldu. Ama Tanrı yine yapacağını yaptı ve cezasını ürünlerinden esirgemedi.

Bir düşünün toplumlar aynı dilleri konuştukları halde neden birbirlerini anlamamaya başladı?.. Diyaloglar neden monologlar haline dönüştü ilişkilerimizde. Benim aklıma bu sorunları düşündükçe Babil hikayesi gelir hep. Tanrı geçen bunca yılda kendini geliştirdiğini şimdiki durumumuzla kanıtlamıştır bence. Önceleri dilleri değiştiren Tanrı bunun yetersiz olduğunu insanları şimdiki durumuna bakınca görmüş ve dilleri değiştirmek yerine dili sabit bırakıp düşünceleri değiştirmiştir. Ve belki bundan bin yıl sonra Kur’an çevirilerinde şöyle bir cümle geçer:

“Biz onların düşüncelerini karıştırdık, birbirlerini anlamasınlar diye…”



KiNYaS AtLaS
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Bu kullanıcı(lar) teşekkürler dennisthemenace diyor faydalı paylaşımdan ötürü:
Damla (06-03-2008)
Alt 06-03-2008, 06:58 AM   #6 (permalink)
SİTE MUDURU
 
Damla - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 259
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 59
76 Kez teşekkür edilmiş 60 mesajda
Damla Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



şuan bir algılama problemi yaşadığım için teşekkür etmekle yetinebiliyorum
Damla isimli uye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
Bu kullanıcı(lar) teşekkürler Damla diyor faydalı paylaşımdan ötürü:
dennisthemenace (06-03-2008)
Alt 06-03-2008, 06:13 PM   #7 (permalink)
Super Moderator
Avatar Yok

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 234
Edilen Teşekkürler: 2
10 Kez teşekkür edilmiş 8 mesajda
elektrolikit Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



Algıya farklı yaklaşımını seviyorum...
Üslup olarak standart çizginin üzerinde olduğunu düşünüyorum.Kendileri ile ilgili yazıp çizmek bir çok genci kudurtuyor.Bir çoğu ilginç gelebilecek, okunabilecek yapıtlar ortaya koyamıyor..

Yazılarının devamını merakla bekliyorum...
__________________
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]
Yarat Düşün Eğlen

Konu elektrolikit tarafindan (06-03-2008 Saat 06:58 PM ) degistirilmistir..
elektrolikit isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 06-03-2008, 06:56 PM   #8 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



yorumların için çok teşekkürler.elimden geldiğince özgün yazmaya çalışıyorum.amacım yazmak değil tamamen kendimi rahatlatmak olduğu için herhangi bir edebi kaygım da olmuyor.beğendirebiliyorsam ne mutlu bana...
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 06-03-2008, 07:53 PM   #9 (permalink)
SİTE MUDURU
 
Damla - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 259
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 59
76 Kez teşekkür edilmiş 60 mesajda
Damla Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



evet alkolün etkisinden kurtulmuş, berrak bir zihinle yeniden döndüm konuya
fakat çok muallakta kalıyorum yorum yaparken. yazdıklarını okumak hoşuma gidiyor, ama kendini rahatlatmak için yazdığını söylüyorsun, bunun için de atılacak bir sıkıntı gerekir diye düşünüyorum.. yazmaya devam et desem, okumak keyifli desem, beddua etmiş gibi olmaktan korkuyorum ne desem Deniz, sen akıl ver..
Damla isimli uye suanda  online konumundadir   Alinti ile Cevapla
Alt 06-03-2008, 08:11 PM   #10 (permalink)
SİTE MÜDÜRÜ
 
dennisthemenace - ait Kullanici Resmi (Avatar)

 
uyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 114
Ruh Hali:
Edilen Teşekkürler: 113
21 Kez teşekkür edilmiş 17 mesajda
dennisthemenace Bebek Adımları ile ilerliyor
Standart

 
Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol



Damla öncelikle yorumların için teşekkürler.yazma sebebim zaten yeni sıkıntılar değil.atması zor sıkıntıları atıp rahatlıyorum.zaten rahatlamasaydım yazmazdım.illa ki devamı gelecek ama.yıllanmış sıkıntılar bünyeden öyle kolay atılmıyor
__________________
yüzüstü gömün beni,çünkü yeterince gördüm...
dennisthemenace isimli uye simdilik offline konumundadir   Alinti ile Cevapla
Cevapla


Secenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif degil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif degil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif degil dir.
Kendi Mesajinizi degistirme yetkiniz aktif degil dir.

[IMG] Kodlari Acik
HTML-KodlariKapali
Trackbacks are Acik
Pingbacks are Acik
Refbacks are Acik





Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBSEO 3.0.1 by SAKKAN vBulletin sistem versiyonu: 3.6.8
Türkçe Düzenlemesi CAGLAR tarafindan yapılmıştır.
E-yarat.org: E-kitap sanat yarat full oyun full program elektronik ilginç sohbet arkadaslik bedava indir siir ask E-yarat.org: E-kitap sanat yarat full oyun full program elektronik ilginç sohbet arkadaslik bedava indir siir ask