Değerli ziyaretçi, üye olman durumunda konuları reklamsız görüntüleyebileceksin.Reklamdan kurtulmak için hemen üye ol
7. BÖLÜM
SESTEŞ TEORİSİ
Büyüyerek cezamı çekerken düşlerimde paralandım
İlk cümleyi görünce aklınıza gelecek ilk düşünce Bu manyak yine ikizliğe takmış! olacak. Kimileri de Kendini tekrar ediyorsun! diyecek; ama size ne! Bu benim yazım ve ister beğenin ister beğenmeyin yine de yazıyorum. Yazdıklarımın beğenilip beğenilmemesi umrumda bile değil. Amacım sadece rahatlamak
3. kısımda savunduğum neydi : İnsan da Tanrı da tek olanla yetinmez. Sırf bu yüzden insan ikiziyle yaratılmış, Tanrı da ikiziyle yaratmıştır.. Şimdi bu teoriden başka bir çıkarım yapalım
Eğer insan Tanrıdan bir parça taşıyorsa o da yarattığı her şeyi çift olarak yaratacaktır. Kişinin yaşamı boyunca en çok yarattığı şeyin cümleler olduğunu düşünürsek kelimelerin de ikiz olması kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlığa rağmen yaratma gücü sadece Tanrıya mahsus olduğundan insanın her türlü yaratımı gizlice yapılır. Sırf Tanrı gücenmesin diye
Ama Tanrı her şeyi gördüğü gibi bunu da görür. Buna karşılık olarak da bahsettiğim bu ikiz kelimelerden en az birini insanlığa ceza olarak verir
İnsanlar kelimelere birbiriyle inceden bağlantılı değişik anlamlar yüklerler. Böyle tanımlamak hiç kimseyi tatmin etmeyeceği için birkaç örnekle açıklayayım.
Uğruna din alimlerinin sabahlara kadar tartıştığı, hatta kitaplarından büyük de rant sağlanan büyü ye değinelim biraz. Alimler tartışadursunlar bence büyü vardır ve tamamen Tanrıdandır. Büyümek fiili ile büyü kelimesi neden sesteş olabilir ki?
Büyü yapmak Tanrı katında en büyük günahlardan biridir; ama büyü Tanrıdan gelirse bu ezber bozan bir olay olur. Tanrı eğer birine ceza vermek isterse bu büyüsel bir olayla mümkündür ve bence büyümek Tanrının verdiği en büyük cezadır. Çünkü büyümenin tanımı çekilen acıların kümülatif bir şekilde artmasından başka bir şey değildir. Bu tanım da insanın Dünya üzerindeki imtihanına ket vuran en büyük etkendir.
Gelelim düşe
Tanrının verdiği en hınzır cezalardan biri daha
Rüyalar, düşler ki ikisi de eşref-ül mahlukat denilen insanın çok çabuk yoldan çıkmasına neden olan etkenlerdir. Çünkü kişi, kendisi hakkında kötü bir olayı düşlemez hiç. Düşler daima iyiye yöneliktir. Tabi düşleri gerçekleşmeyen insan bu yönelimden dolayı bozguna uğrar. Düşler yıldızlar gibidir. Eğer bir düş ölürse içine doğru çöker. İnsanın düş mekanizmasında kara delik oluşur ve diğer düşler bu kara deliğe doğru çekilir. Bu olayların sonucunda insan ya bir daha düş kurmaz ve hayatı çekilmez hale gelir ya da düşlerden zevk alan mazohist mizaçlı bir insansa, düşlerin içine düşer ve kendi düş denizinde boğulur.
Düşler de para gibidir. İnsanın alıştıktan sonra bırakması imkansıza yakındır. İnsan düşer ve zihnen ölür düşlerinde
Sonuç:
Kör karanlık
Sağır sessizlik
Ebedi hissizlik
KiNYaS AtLaS